Arzu Yanardağ Röportajı

Uzun zamandır ekranda görünmüyorsun neler yapıyorsun ?

Ne yapabilirim ki? Bilinçli şizofreniye, yani oyunculuğa devam:) Sinema, tiyatro, televizyon…Hangisinde benim kalbimi hoplatacak; heyecanlanmamı ve düşünmemi sağlayacak proje varsa onu seçiyorum. Şu aralar beni heyecanlandıran bir sinema filmi projesi var. Ufak ufak rolüme hazırlanıyorum. Aralık ayında Manavgat’ta çekimleri tamamlanan müthiş bir komedide yer aldım. Veysel Diker’in yazıp yönettiği Terzinin Türküsü adlı oyunda rol almaya devam ediyorum. Hayatında tiyatro izlememiş, Türk sinemasını bir iki oyuncudan ibaret sanan insanlar bana gelip ‘neden oyunculuğu bıraktınız?’ diye soruyorlar. Onlara sizin aracılığınızla cevap vereyim:Benim her anım performans, bebeğim 🙂

Sanat anlamında ruhen doyduğun yer beyaz perde mi , TV mi yoksa sahne mi ?

Ruhen doyuma ulaşmak nedir inan bilmiyorum. Ancak geçen sezon başladığımız Terzinin Türküsü oyunundaki ekibim, ruhumu beslemiş olabilir. Veysel’in haricinde Ferdi Kurtuldu ve Hülya Şen’le müthiş bir enerji yakaladığımıza inanıyorum. Hayatımda ilk kez;daha çok turne olsa da, daha sık biraraya gelsek dediğim bir ekiple çalışıyorum. Normalde insanlardan çok çabuk sıkılırım. Hele birbirini tekrar eden hareketler ve samimiyetsizlik beni çok rahatsız eder. Setlerde ya da tiyatro kadrolarında mutlaka sevmediğim, keyfimi kaçıran bir tip olur. Ama son oyunum olsun, televizyonda rol aldığım konuk oyunculuklar olsun; keyfime keyif katıyor .

Saçlarınla çok fazla uğraşman dikkatimi çekti . Sürekli bir sitil ve renk değişimi var … İnsanlar bunu pskolojiye bağlıyor sence nedir sebebi ?

Erkek olsaydım sakalımla oynardım, kadın olduğum için anca saçımla oynayabiliyorum. İnsanlar bu saç baş mevzusunu fazla ciddiye alıyor. Komik. Yok saçını kesen kadın hayatında birşeyleri değiştirmek istiyormuş..Sık sık saç rengiyle oynamak, sorunlu kişilik belirtisiymiş. Bana hayatında birşeyleri değiştirmek istemeyen tek bir kadın gösterin. En mutlu ve refah içinde olanı bile; en azından gardrobunu değiştirmek istiyordur.

Başından iki evlilik geçmiş bir kadın olarak ilişkilerine bakış açın nedir ?

Evlilik kurumuna saygım ve inancım kalmadı artık. Buna sebep ise; başarısız evliliklerim değil. İlişkiler ve evlilikler o kadar basitleşmiş ki…Ortalık aşk yaşamaya hevesli, evli adamlar kaynıyor. Gerçekten mide bulandırıcı. Erkeklerin kendini haklı çıkarmak için her zaman geçerli sebepleri de var üstelik. Kız annesi olduğum için de; ‘evde bir adam ve Alara’ fikrini dayanılmaz buluyorum. Evlilik anca yalnız kalmaktan endişelendimde, yaşlanırsam korkudan yapabileceğim birşey. Yoksa; hayatımın en güzel zamanları bekarken geçiyor.

Aşk kelimesi sende neyi çağrıştırıyor ?

Aşk zannedişten ibaret birşey. Kavuşunca geçiyor bende. Üç günden sonra kimseye tahammül edemiyorum. Kendimden başka kimseyi çok fazla önemseyemiyorum. Ancak ikili ilişkilerde asla mantığımla hareket etmem. İç sesim ne diyorsa odur. Eskiden olduğu gibi, doludizgin aşklar yaşamıyorum. Eksikliğini de hissetmiyorum. Zaten gençlik aşklarıma baktığımda, hepsini tek bir cümlede toparlayabilirim. ‘Sadece zannetmişim.’

Hep mi zanetmişsin ?

Ben ilk ilişkim ve son ilişkim haricinde; hiç aşk yaşamadım. Mutlu olmadım. İlk mutlu aşkım 4 sene sürdü. Son mutlu ilişkim 1 sene sürdü. 5 sene mutlu olmak yine iyi bir zaman. Ancak onun dışındaki zamanlarda hep cinnet ilişkileri yaşadım. Hep aşık olduğumu zannettim ve hep acı çektim. Seneler geçince; hele rahminde büyütüp, içinden çıkardığın, emzirip büyütüp; bu günlere getirdiğin bir evladın varsa…aşkın en gerçeğini yaşıyorsun demektir. Sevgi içimden; insana, hayvana, ağaca, toprağa, denize, sanata, edebiyeta, müziğe, sinemaya, tiyatroya akıyor.

Kendimden başka kimseyi çok fazla önemsemiyorum ” diyosun biraz megalomon olduğunu sezdim sanki …

Hayır. Bu asla bir megalomanyaklık değil. Tersine; Portobello Cadısı gibiyim. Öldüğümde ayakta gömülmek istiyorum, çünkü tüm hayatım dizlerimin üstünde geçti, der. Bir ilişki yaşayıp, bir başkasının dertlerini yüklenmeyeceğim artık. Kendime verdiğim önem burada ortaya çıkıyor. Ben yoksam, hiçbir şey ve hiçkimse yok. O yüzden çok değerliyim.

İleriye dönük planlarınız var mı?

Allah’ın sevgili kuluyum. Bütün dualarım er yada geç gerçek oluyor! Tek sorun; kendimi daha çok sevmeliyim. Daha iyi şeyler isteyebilmek için.

Berna Tuğçe Çil

Berna Tuğçe Çil

İmtiyaz Sahibi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir