14 Şubat Yaklaşırken

14 Şubat yaklaşırken, sevgililerimizle planlar kurmaya başladık. Bu planlar çoğunlukla dışarı çıkıp, güzel bir restoranda, romantik bir yemek oluyor.  Bazılarımız ise dışarı çıkmak yerine evde oturmak isteyebilir. Sevgililer Günü’nde evde romantik bir gece geçirmek için yapılabilecek şeylerden biri de, bilindik, bilinmedik en romantik filmleri izlemek olabilir. Şimdi bu film önerilerimden birkaç tanesine bakalım:

LOVE STORY (1970)

İlk olarak, en çok bilinen ve muhtemelen en güzel aşk filmlerinden biri Love Story’dir. Arthur Hiller’ın yönettiği ve Erich Segal’ın yazdığı Love Story, Amerikan Film Enstitüsü tarafından zamanın en romantik filmi seçilmişti. Film, zengin Oliver Barret ile orta sınıf Jennifer Cavalleri’nin aşkını anlatır. Oliver’ın babasının karşı çıkmasına rağmen, bu iki genç üniversite birtince evlenmeye karar verir. Babası mali desteği kesince, Oliver kendi imkanları ile Hukuk Fakültesini bitirmeye çalışır. Her şey düzgün gidecek gibiyken, Jennifer’ın lösemi olduğu ortaya çıkar ve her şey yenşiden altüst oluyr. Film duygusal ve hüzünlü olduğu kadar, “büyük aşk” kavramını da bize yansıtıyor. Biraz ağlamak isteniyorsa, izlenebilecek en güzel aşk filmi budur diyebiliriz.

WHEN HARRY MET SALLY (1989)

Romantik olmasının dışında biraz da güldürsün istiyorsak seçeceğimiz film, benim favorim When Harry Met Sally’dir. Başrollerde romantik filmlerin starı Meg Ryan ve sevimli ve komik Billy Crystal var. Yönetmenliğini Rob Reiner’ın yaptığı bu güzel filmde, Harry ve Sally birbirlerini senelerdir tanıyan iki iyi arkadaştır. Bir erkek ile bir kadının araya romantik duygular giremeyeceğini düşünerek aralarına mesafe koyarlar. Arada bir karşılaşırlar ve eski ilişkilerinden bahsederler. Ama anlayamadıkları tek şey, birbirlerine karşı bir şeyler hissedip hissetmedikleridir. Bu filmi tercih etmemin nedeni, hepimizin hayatlarımızda yaşadığı ikilemleri anlatması. Yakın arkadaşa karşı beslenmeye başlayan farklı hisler ve bu konuda ne yapılacağının bilinmemesi gibi durumları hepimiz yaşamışızdır. Benim Sevgililer Günü için tercihim kesinlikleş bu film olurdu.

NOTTING HILL (1999)

Roger Michell’ın yönettiği ve Hugh Grant ve Julia Roberts’ın başrollerde olduğu bu film, ünlü bir oyuncu olan Anna Scott ve bir kitapevi sahibi Will Thacker’ın tesadüfen tanışmalarını ve aşık olmalarını anlatıyor. Basit bir çarpışma ile tanışırlar. Daha sonra bir ilişki başlar aralarında. Fakat Anna’nın ünü sürekli olarak ikisinin aşkına engel teşkil etmektedir. Tam anlamıyla özel olamaz hiçbir şey. Zaten arada birinin eski eşi ve birinin ünlü göstermelik sevgilisi vardır. Nothing Hill yine çok sevdiğim filmlerden biri. Ne zaman olursa olsun izlenmeli diye düşünüyorum fakat Sevgililer Günü için de uygun bir film. Hugh Grant’i sevenler varsa, bu filmi de çok seveceklerine eminim.

PRETTY WOMAN (1990)

Başrollerde yine Julia Roberts ve bayanların gözdesi Richard Gere bulunmakta. Zengin ve başarılı bir avukat, Los Angeles’a iş görüşmelerine gider ve orada kendisine eşlik etmesi için kendine bir eskort tutar. Sadece yemeklere ve partilere giderken kendisine eşlik etmesi için tutmuşken, bir anda aralarında duygusal bir şeyler olmaya başlar. Zengin bir avukat ve fakir bir hayat kadını arasındaki aşkı anlatıyor kısacası bu film. Yine zengin ve fakir arasındaki aşkı anlatan bir film. Türk filmlerini andıran bu film de Sevgililer Günü için uygun bir film.

MY BEST FRIEND’S WEDDING (1997)

Çocukluğumun favori filmi diyebilirim bu film için. P. J. Hogan yönetiyor ve başrollerde Julia Roberts, Dermot Mulroney ve Cameron Diaz var. En yakın arkadaşının evleneceğini öğrenen Julianne, kendisinin de aslında bunca senedir Michael’a aşık olduğunun farkına varır. Düğüne gitmeyi kabul eder fakat amacı ona aşkını itiraf etmek ve belki bir umut karşılık almaktır. Hatta mümkünse düğünü iptal etmesini sağlamaktır. Her şey planladığı gibi giderken gelinle tanışan Julianne, fikrini değiştirir, kıyamaz. Aşkından vazgeçmek zorunda mı kalacak yoksa her şey istediği gibi mi olacak izleyip görmeniz lazım. Hep ağlamayalım biraz da gülelim diyorsanız, kesinlikle bu filmi izlemenizi öneririm. Oldukça komik ve başarılı bir film. Julia Roberts’ın diğer filmlerini pek beğenmesem de, bu filmde kendisini beğendiğimi de belirtmek isterim.

FRENCH KISS (1995)

Lawrance Kasdan’ın yönettiği ve başrollerinde Meg Ryan ve yakışıklı Kevin Kline’ın oynadığı bu film, diğerleri kadar güzel olmasa da yine eğlenceli bir film. Nişanlısı ile yüzleşmeye Fransa’ya gider. Uçakta yanına kendisini kaçakçılık için kullanan bir dolandırıcı oturur ve her şey bir anda altüst olur. Bu ikisi arasındaki ilişki gitgide alevlenir.

SLEEPLESS IN SEATTLE (1993)

Nora Ephron’un yönettiği bu filmde ise yine Meg Ryan oynuyor. Diğer başrol oyuncusu ise Tom Hanks. Sam’in oğlu Jonah, annesinin ölümünün üzerinden uzun zaman geçmesi üzerine babasının tekrar aşkı bulması için bir radyo programını arar. Bu radyo programını dinleyen Annie, Sam ile Sevgililer Günü’nde Empire State binasında buluşma planı yapar. Fakat bazı şeyler yolunda gitmez ve görüşemezler. Tanışana kadar kendi hayatlarına devam ederler.

CITY OF ANGELS (1998)

Yönetmen koltuğunda Brad Silberling var. Başrollerde ise Meg Ryan ve Nicholas Cage bulunuyor. Melekler Şehri, en ünlü romantik filmlerden biri. bir ameliyat esnasında bir cerrah tarafından görülür ve birbirlerine aşık olurlar. Melek kadını takip eder ve kollar. O kadar aşık olmuştur ki melek, insan olmak ister ve bunun yollarını arar. Oldukça hüzünlü bir film olmasına rağmen, 14 Şubat için çok güzel bir aşk filmi.

CRAZY STUPID LOVE (2011)

Diğer efsane aşk filmlerinin yanında, daha yeni ve eğlenceli bir film izlemek istiyorsanız bu filmi tavsiye ederim. Başrollerde komedi oyuncusu Stece Carell, çekici Ryan Gosling ve dram filmlerinin gözdesi Jullianne Moore oynuyor. Karısının boşanma isteğinden sonra, barda yakışıklı genç bir çapkın ile tanışan bir adamı anlatıyor film. Bu genç yakışıklı, orta yaşlı bu adama çapkınlığın sırlarını öğretmeye başlar ve yeniden aşkı bulması için ya da gününü gün etmesi için yardım eder.

SHAKESPEARE IN LOVE (1998)

Başrolelrde Joseph Fiennes ve Gweneth Paltrow var.  Genç Shakespeare oyunlarından birini sahneye uyarlarken bir ilham arar. Evlenmek üzere olan bir kadın, erkek kılığına girerek rollerden birinin seçmelerine katılır ve seçilir. Zaman ilerledikçe Shakespeare gerçeği görür ve yasak aşk başlar. Romantik filmlere en güzel örneklerden biri bu film. Geceyi daha da romantikleştireceğine eminim.

MY SUMMER OF LOVE (2004)

Yorkshire kasabalarından birinde, erkeksi Mona egzotik ve şımarık Tamsin ile tanışır. Yazı beraber geçiren bu iki genç kız, birbirlerine öğretecekleri ve birbirlerinde keşfedecekleri çok fazla şey olduğunu görür ve farklı bir ilişki başlar. Arkadaşlık, aşk ve daha bir çok güzel şeyi beraber yaşarlar. Başrollerde ise Emily Blunt ve Natalie Press var.

10 THINGS I HATE ABOUT YOU (1999)

Gil Junger’ın yönettiği ve başrollerinde rahmetli Heath Ledger’ın ve Julia Stiles’ın oynadığı bir film. Herkesin beğendiği genç Bianca, ablası biriyle bir ilişkiye başlamadan önce kimseyle çıkamayacaktır çünkü babasının koyduğu kural budur. Fakat Bianca’nın ablası hiçbir erkekten hoşlanmamaktadır; hatta oldukça erkeksi ve zor biridir.  Bianca’ya aşık bir genç, arkadaşı Patrick’ten Bianca’nın ablası ile çıkmasını onu kendişne aşık etmesini ister ve komik olaylar başlar. En eğlenceli romantik filmlerden biri bu film. Bu Heath Ledger’ın kendine aşık etme ve aşk dönemini izlemek, kendisini özleyenler için ve sevgilisyle eğlenceli vakit geçirmek için güzel bir deneyim olabilir.

MY BLOODY VALENTİNE (1981)

George Mihalka’nın yöçnettiği bu film, Sevgililer Günü kıvamında olmasa da, benim gibi, kötü de olsa slasher filmleri sevenler için izlenebilecekler listesinde. “Biz aşk filmi izlemeyeceğiz, bize daha heyecanlı, kanlı ve aksiyonlu film lazım” diyenler varsa aranızda, isminden ve gerçekleştiği dönemden dolayı, bu filmi de buraya eklemek istedim. Sevgililer günü’nü kutlayan çiftleri öldüren bir katilin 14 Şubat’ta ortaya çıktığı efsanesi dolanmaktadır etrafta. Bir grup genç bu efsaneye rağmen kutlamaya kalkınca, herkes tek tek ölmeye başlar. Yenisi de çekilmiş olan bu filmin eski ve orijinal versiyonunu izlemek çok daha mantıklı diye düşünüyorum.

SCOTT PILGRIM VS. THE WORLD (2010)

Bu film daha genç işi olmakla birlikte, favori filmlerimden biri. Çok sevdiğim Michael Cera başrolde. Kendisini Juno’dan, Arrested Development’tan, Superbad’den tanıyoruz. Harika bir komedi oyuncusu olan Michael aynı zamanda romantik filmlerle de adını duyuruyor. Yardımcı oyuncu ise Mary Elizabeth Winstead. Filmin yönetmeni Cornetto üçlemesinden (Shaun of the Dead, Hot Fuzz ve The World’s End) tanıdığımız ve çok sevdiğimiz komedi ustası Edgar Wright. Tam anlamıyla romantik değil bu film de, fakat inanılmaz eğlenceli. Fantastik öğeler içeriyor. Scott Pilgrim, yalnız bir gençtir ve bir kıza aşık olur. Bu kızla beraber olabilmesi için, müstakbel kız arkadaşının 7 “şeytani” eski sevgilisini yenmesi gerekmektedir. Görsel efektler, atmosfer, müzikler ve oyunculuk mükemmel olunca, sevgilinizle izlemeye doyamayacağınız bir film çıkıyor karşımıza.

NICK AND NORAH’S INFINITE PLAYLIST (2008)

Yine bir gençlik filmi olarak adlandırabileceğimiz bu romantik filmin başrollerinde, Michael Cera ve 2 Broke Girls’den tanıdığınız Kat Dennings var. Lise öğrencisi Nick, üniversiteye gidecek olan Norah ile tanışır ve Norah kendisinden 5 dakika için sevgilisi olmasını ister. Müzikleri ile etkileyici olan film, tam aşkı hissettirmese de, eğlenceli ve hoş bir film.

VALENTINE’S DAY (2010)

Tekrar tipik romantik komedilere dönmek gerekirse, Garry Marshall’ın yönettiği ve başrollerinde Jessica Alba, Bradley Cooper, Julia Roberts, Jessica Biel, Kathy Bates, Eric Dane, Patrick Dempsy, Jennifer Garner, Anne Hathaway, Ashton Kutcher, Emma Roberts, Taylot Lautner ve hatta Taylor Swift’in bile oynadığı, oldukça geniş ve ünlü bir kadroya sahip bir film Valentine’s Day. Kısacası hangi oyuncuyu seviyorsanız “seç, beğen al” diyebiliriz. Neredeyse 2 düzine insanın, Sevgililer Günü boyunca aşkı buluşunu ve kaybedişini anlatıyor film. Bir çiçekçi, bir öğretmen, bir doktor, bir iş adamı, bir ordu komutanı gibi bir çok karakterin aşk üzerine deneyimlerini anlatıyor film.

50 FIRST DATES (2004)

Başrollerde Drew Berrymore ve Adam Sandler’ın olduğu romantik bir film var sırada. Henry tam bir playboyken, hayatının aşkı ile tanışarak sadık bir sevgili oluyor. Tek problem, hayallerinin kadınının kısa süreli hafızasının olmaması. Yani Drew’ın karakteri her günü tekrar ve tekrar yaşamak zorunda kalıyor. Henry ise hayatının aşkını her gün kendine yeniden aşık etmek zorunda. Eğlenceli, komik ve hüzünlü bir film 50 First Dates.

500 DAYS OF SUMMER (2009)

Yine favorilerimden biri olan bu filmin Başrollerinde Zooey Deschanel ve Joseph Gordon-Levitt var. Filmin başında “Bu bir aşk filmi değildir.” Yazıyor. Bir bakıma doğru. Sıradan bir şekilde, genç adam, genç bir kadınla tanışır ve aşık olur. Genç kadın ise ona karşılık vermez. Film ilişkilerini sıradan yönleriyle anlatmaz, tam tersine geleneksel olmayan bir şekilde izleriz ilişkilerini. Platonik aşk yaşamışların, izlerken aynı hisleri paylaşacağı bir film. Belki de Sevgililer Günü’nde yalnız olanların izleyebileceği bir film olabilir.

LOVE ACTUALLY (2003)

Yine Valentine’s Day tarzından bir film. 8 İngiliz çiftin birbirleriyle çakışan ilişkilerini anlatıyor film. Film Londra’da  Yılbaşı’ndan önceki bir ayda gerçekleşiyor. Başrollerde Hugh Grant, Bill Nighy, Colin Firth, Liam Neeson, Emma Thompson, Martin Freeman, Keira Knightley’nin olduğu filmi The Boat that Rocked’ın yönetmeni Richar Curtis yönetti. Yine romantik birkaç ilişkiyi aynı anda izlemek isteyenler için uygun bir film.

THE NOTEBOOK (2004)

Geleneksel romantik filmlerimize The Notebook’u eklemezsek olmaz tabi ki. Nick Cassavetes’in yönettiği filmde Rachel McAdams ve Ryan Gosling oynuyor. Eminim ki aranızda Gosling hayranı genç bayanlar vardır. bu nedenle bu filmi izlemeden geçmek olmaz. Türk filmlerini andıran bir konusu var filmin. Fakir ve tutkulu genç bir adam, zengin genç bir kadına aşık olur. Kadına özgürlüğü tattırır. Fakat bu sosyal sınıf nedeniyle ayrılmak zorunda kalırlar ve araya ayrılık girer. Seneler içinde birbirlerini unutamazlar ama hayatlarına devam etmeye çalışırlar. Sonucu ise yine izleyerek göreceksiniz.

P.S. I LOVE YOU (2007)

Sevgililer Günü’nde izlenmesi pek güzel olmasa da, aşk filmi olduğu için listeye bu filmi de ekledim. Fazlasıyla duygusal, hüzünlü ve durmadan ağlatan bir film Not: Seni Seviyorum. Bir çift büyük bir aşk sonucunda evlenir ve daha sonra kadın kocasını kaybeder. Ardından farklı yerlerden mektuplar ve mesajlar gelmeye başlar. Kocası ölmeden önce kendisine mektuplar göndermiştir bu kayıp dönemini daha rahat geçirmesi ve yeni bir hayata başlamasına yardımcı olması için. Ben hüngür hüngür ağlamak istiyorum, yerlere mendiller serpmek istiyorum, Sevgililer Günü de neymiş diyorsanız ve gerçek aşk denilen şeyi merak ediyorsanız, kesinlikle izlenmesi gereken bir film. Başrollerde ise, Gerard Butler ve Hilary Swank var.

JULES AND JIM (1962)

Mükemmel usta François Truffaut’nun yönettiği Fransız filmi Jules and Jim. Biraz da klasiklerden önerilerde bulunmam gerekirse ilk önereceğim filmlerden biri bu.  Alman Jules ve Fransız Jim, Cathrine adında bir kadını sevmektedir. Cathrine ikisine de bir şekilde karşılık vermektedir. Melankolik olmasının yanında güldürecektir de. Çoğunlukla hüzünlendireceği ise bir gerçek. Truffaut’nun tarzını ve filmlerini seviyorsanız ve klasikçi iseniz, izlemeniz gerekli.   

MOULIN ROUGE (2001)

Başrollerde Ewan McGregor ve Nicole Kidman var. Baz Luhrmann’ın yönetmenliğini yaptığı film bir müzikal. Aslına bakarsanız film bir dönem filmi. Christian, alkolik Henri ile tanışır ve Henri ise Christian’ı seks, uyuşturucu, müzik ve sahne hayatı ile tanıştırır. Daha sonra, bir nevi hayat kadını olan Satine ile tanışır ve Sttine Christian’ın yazdığı oyunun başrolünü oynayacaktır. Nirvana, Beatles, Madonna gibi ünlü müzisyenlerin şarklıları eşliğinde aşklarını yaşlarlar.

BROKEBACK MOUNTAIN (2005)

Çok fazla tartışmalara yol açmış olup, hak ettiği ilgiyi görememiş olan bir film Brokeback Mountain. Ang Lee’nin yönettiği filmin başrollerinde Heath Ledger ve Jake Gyllenhaal bulunmakta. hep yanlış olduğunu öğrenen ve düşünen iki kovboyun, beraber çıktıkları yolda, birbirlerine karşı seksüel arzularını keşfetmelerini ve bununla kendi içlerinde ve yaşadıkları bölgede başa çıkmalarını anlatıyor film. Yine gerçek aşkı anlatan çok hoş bir film. Aşklarını gizli bir şekilde ve uzaktan yaşarken, beraber oldukları kadınların kalplerinin kırılmasını da anlatıyor film. Aslında sadece iki kişinin zorlu aşkını değil, 4 kişinin aşkını anlatıyor diyebiliriz. Fazlasıyla duygusal ve romantik bir film olduğu için, Sevgililer Günü’de izlenebileceğini düşünüyorum.

ETERNAL SUNSHINE OF A SPOTLESS MIND (2004)

Michel Gondry’nin yönettiği filmin başrollerinde Jim Carey ve mükemmel Kate Winslet var. İlişkileri yıkıldıktan ve acı vermeye başladıktan sonra, birbirlerinin hafızalarından silinmek için operasyon geçirirler. Ancak kaybettikten sonra sahip oldukları şeyin farkına varmaya başlarlar. Yine oldukça duygusal olan bir film. Ve gerçek anlamda yetenek nedir görebildiğiniz bir film bu. Oyunculuk, senaryo, atmosfer ve yönetmenlik başarılı. Kaliteli bir filmle geçsin Sevgililer Günü istiyorsanız eğer, izlemenizi tavsiye ederim.

BLUE VALENTINE (2010)

Aşktan nefret mi ediyorsunuz? Depresyonda mısınız? Yalnız mısınız? Zaman zaman aşkın acı verdiğini, hep mükemmel olmadığını görmek ve iyice bunalmak istiyorsanız izleyeceğiniz film Blue Valentine’dır. Başrollerde Ryan Gosling ve Michelle Williams var. Film, evli bir çiftin ilişkisini ve yıllar içerisinde gerçekleşen değişikliği anlatıyor zaman atlamaları ile. Duygusal ve karanlık bir film. Yine de izlediğinize pişman olmaycaksınız.                       

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir